Takvimler 17 Ağustos 1999'u gösterdiğinde, Türkiye sabaha karşı büyük bir felaketle sarsıldı. Saat 03.02'de Kocaeli'nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen deprem, binlerce insanın hayatını kökten değiştirdi. Bu yıkıcı afetin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen, o gece yaşananlar, özellikle ilk müdahale ekiplerinin hafızalarında canlılığını koruyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nda görev yapan ve felaketin ilk anlarında Gölcük'e koşan itfaiyeciler, o günleri, enkazın kokusunu, seslerini ve kurtarılamayan yüzlerini unutamadıklarını dile getiriyor.
Mesleklerinin henüz ilk yıllarında bu büyük sınavla karşılaşan itfaiyeciler, günlerce uykusuz ve yorgun argın çalışarak, kendi ailelerinden haber alamadan başkalarının hayatlarını kurtarmaya çabaladı. Onlar için 17 Ağustos, sadece bir tarih değil; ömür boyu sürecek bir iz bırakan, hafızalarında yaşamaya devam eden bir gece.
Gölcük'te Yaşananlar: Enkazın Gözünden Bir Felaket
İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü'nde amir olarak görev yapan 33 yıllık itfaiyeci Bülent Yanaşık, depreme gittiğinde yeni evliydi ve balayına bile çıkamamıştı. İlk ihbarla birlikte hızla toplanan dört ekip, Gölcük başta olmak üzere farklı bölgelere ulaştı. Ancak karşılaştıkları manzara, hazırladıkları hiçbir senaryoya benzemiyordu.
Yanaşık, o anları kelimeleri boğazında düğümlenerek, sesi titreyerek ve gözleri dolarak şöyle anlattı: “Biz oraya bir enkaza gideceğimizi düşünüyorduk. Olay yerine gittiğimizde bir tek enkaz yoktu. Yıkılmış bir mahalle vardı. İnsanlar, ekipleri gördükleri anda kolundan tutup yakınlarının bulunduğu enkaza götürüyordu. Herkesin bir yakını, bir arkadaşı, bir komşusu enkazın altındaydı. İtfaiyeciler ise bir yandan enkazlarda çalışırken bir yandan çaresizce yardım bekleyen insanlara yetişmeye çalışıyordu.” Dinlenmeye çalıştıklarında bile insanların çaresizliklerinin karşılarına çıktığını belirten Yanaşık, o günlerin ardından uyku düzeninin normale dönmesinin aylar sürdüğünü ve Gölcük depreminin etkilerini hala üzerinden atamadığını ifade etti.
Kurtarma Mücadelesi ve İnsanlık Halleri
Bugün 52 yaşında olan ve Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan 28 yıllık itfaiyeci Ali Hikmet Küçükgül de deprem olduğunda henüz iki yıllık memurdu. Yaklaşık 13 gün boyunca bölgede görev yapan Küçükgül, bir hafta boyunca büyük bir bloğun enkazında çalıştı. Görevden döndüğünde 14 kilogram verdiğini belirten Küçükgül, o günleri “Dinlenmeden çalıştık. Çünkü enkaz çok fazla, ekip sayısı azdı. İnsanların içeriden ‘Kurtarın’ diye sesleri geliyor. Yanında eşi, çoluğu, çocuğu ölen insanlar var. Onların çırpınışları ve çaresizliği insanı yıpratıyor” sözleriyle özetledi.
Küçükgül, bir enkazda baba, anne ve kız çocuğunu birbirlerinin üzerine kapanmış halde bulduklarını anlatırken yaşadığı acıyı dile getirdi: “Bebeklere ve çocuklara dayanamıyorum. Enkaz başında çok oturup ağladım. Ben de babayım, bir kızım var. O aile beni çok yıpratmıştı. Bir aile tamamen yok olmuştu.” Depremden sonra yaklaşık altı ay televizyon izleyemediğini, hala deprem görüntüleri çıktığında kanalı değiştirdiğini söyleyen Küçükgül, “Böyle bir enkaz İzmir’de olsaydı, benim çoluğum çocuğum bu enkazın altında kalsaydı ben ne yapardım? Beni hâlâ yaralayan şey bu. İnsanı bitiren çaresizlik. En büyük acı veren şey o” dedi.
Kocaeli İçin Unutulmayan Bir Ders: Deprem Bilinci ve Hazırlık
1999 Gölcük Depremi, sadece bir doğal afet olmanın ötesinde, Kocaeli ve tüm Türkiye için önemli bir dönüm noktası oldu. Bu felaket, kentleşme politikalarından imar düzenlemelerine, afet yönetimi stratejilerinden toplumsal bilinçlenmeye kadar birçok alanda köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Kocaeli özelinde, deprem riskinin her zaman kapımızda olduğu gerçeği, yapı denetimlerinin sıkılaştırılması, kentsel dönüşüm projeleri ve afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması gibi adımların atılmasında tetikleyici rol oynadı. Bu acı deneyim, gelecekte benzer felaketlerin yıkıcı etkilerini en aza indirmek adına sürekli bir öğrenme ve hazırlık sürecini zorunlu kıldı. Kocaeli halkı için 17 Ağustos, sadece anıları canlandıran bir tarih değil, aynı zamanda geleceğe yönelik daha güvenli bir yaşam inşa etme sorumluluğunu hatırlatan bir milattır.

YORUMLAR (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.