Göz sağlığını tehdit eden önemli rahatsızlıklardan biri olan keratokonus, kornea tabakasının incelerek öne doğru sivrilmesiyle karakterize edilen ilerleyici bir hastalıktır. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan görme bozukluklarının altında yatan nedenlerden biri olabilen keratokonus, tedavi edilmediği takdirde ciddi görme kayıplarına ve hatta kornea nakline yol açabiliyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, hastalığın erken teşhisinin ve doğru tedavi yöntemlerinin önemine vurgu yaptı.
Keratokonus Nedir ve Belirtileri Nelerdir?
Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, keratokonusun gözün ön yüzeyindeki saydam tabaka olan korneadaki düzensizlikler nedeniyle ışık kırma kusurlarına yol açarak bulanık görmeye neden olduğunu ifade etti. Hastalığın ilk belirtisinin genellikle gelişen düzensiz astigmatizma olduğunu belirten Kubaloğlu, özellikle sık göz ovuşturma alışkanlığı olan kişileri uyardı. Göz ovuşturmanın kornea dokusunda incelmeye ve sivrilmeye yol açarak keratokonusu tetikleyebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kubaloğlu, hastalığın ilerlemesi durumunda gözlüklerle dahi net görememeye varan ciddi görme kayıplarının yaşanabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Kubaloğlu'nun sıraladığı keratokonus belirtileri şunlardır:
- Göz ovuşturma: Özellikle kaşıntı nedeniyle sıkça gözleri ovuşturma alışkanlığı.
- Gözlüklerle net görememe: Mevcut gözlük numaralarına rağmen bulanık veya yetersiz görme.
- Gözlük numarasında hızlı değişim: Kısa süre içinde gözlük numarasının belirgin şekilde artması.
- Gözler arasında belirgin numara farkı: İki göz arasında derece farkının artması.
- Hızla gelişen astigmat: Mevcut veya yeni oluşan astigmatizmanın hızla ilerlemesi.
- Gece sürüş zorluğu: Özellikle gece ışıklarda dağılma veya halo görme gibi sorunlar.
- Cisimlerin gölgeli görülmesi: Nesnelerin etrafında gölgeler veya çift görme hissi.
- Yeni gözlüklerle rahat edememe: Yeni alınan gözlüklerin beklenilen rahatlığı sağlamaması.
Erken Teşhis ve Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımları
Keratokonusta düzenli takibin ve doğru teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Kubaloğlu, detaylı göz muayenesinin yanı sıra kornea tomografisi ile hastalığın ilerleme durumunun belirlenmesi gerektiğini belirtti. Erken dönemde teşhis edilen keratokonusta hastalığın ilerlemesini durdurmada başarılı sonuçlar elde edildiğini söyleyen Kubaloğlu, bu noktada çapraz bağlama (cross-linking) tedavisinin öne çıktığını ifade etti. Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde daha hızlı ilerleyebilen keratokonusta, korneadaki kolajen liflerini güçlendirmeyi amaçlayan çapraz bağlama, hastalığın daha fazla incelmesini ve şekil bozukluğunun ilerlemesini kontrol altına almayı hedefliyor.
Ancak Prof. Dr. Kubaloğlu, hastalığın durdurulmasının, mevcut göz numarasının tamamen ortadan kalkacağı veya görmenin kendiliğinden artacağı anlamına gelmeyebileceğinin altını çizdi. Çapraz bağlama sonrası hastaların gözlük veya kontakt lens kullanmaya devam etmesi gerekebileceğini ekledi.
Görmeyi artırmaya yönelik farklı tedavi seçeneklerinin de bulunduğunu belirten Prof. Dr. Kubaloğlu, düzensiz astigmatizma nedeniyle standart gözlüklerin yetersiz kaldığı durumlarda keratokonusa özel sert veya hibrit lenslerin değerlendirilebileceğini söyledi. Gözlük ve kontakt lenslerle yeterli görme sağlanamayan ileri olgularda ise kornea içi halka uygulamaları, kornea topografi kılavuzlu lazer tedavileri ve son çare olarak kornea nakli seçeneklerinin devreye girdiğini ifade etti. Türkiye'de kornea nakli için başvuran hastaların yaklaşık üçte birinin keratokonus hastası olması, erken teşhisin ve tedavinin ülke genelindeki önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Prof. Dr. Kubaloğlu, her hastanın kornea kalınlığı, hastalığın derecesi, ilerleme durumu ve görme ihtiyacına göre kişiye özel bir tedavi planının belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, tek bir yöntemin tüm hastaların ihtiyacını karşılamayabileceğinin altını çizdi.

YORUMLAR (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.